| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | imitate | f. taklit etmek, taklidini yapmak, benzetmek; bir kimseyi örnek tutmak. imitative s taklit kabilinden. imitatively ... |
| | ruling | i. yönetim, hükümdarlık; yargı, hüküm, hukuki karar; cetvelle çizgi çizme; cetvelle çizilmiş çizgi.... |
| | anticoagulant | (i). kanın pıhtılaşmasına engel olan ilaç.... |
| | jeer | f., i. alay etmek, eğlenmek, istihza etmek, taş atmak; i. istihza, alay, alaylı söz, taş.... |
| | avalanche | (i). (çığ). dağ1ardan yuvarlanan kar kümesi; heyelân.... |
| | purchase | f. satın almak, mübayaa etmek; gayretle ele geçirmek, kazanmak; manivela ile kaldırmak veya çekmek. purchasable s. sa... |
| | unwind | f. (wound) sarılmış şeyi çözmek, açmak: düzeltmek; gevşetmek, rahatlatmak; gevşemek, açılmak, rahatlamak.... |
| | federation | (i). federasyon.... |
| | fantastic | (s)., (i). garip, tuhaf, acayip; mantıksız; hayali, gerçekten uzak; kaprisli, hayalperest; (i). hayali ve garip fikirler... |
| | quaker | Kuveykır Kardeş Quaker meeting Kuveykırlara ait sessiz toplantı şaka sessiz geçen herhangi bir toplantı Quakerism Kuveykır mezhebi Quakerly Kuveykır gibi Kuveykır'a benzer |
|
|
| Türkçe | English | | yaklaşmak | to go near. to come near. to approach. to near. to draw near.... |
| | sever | fond.... |
| | dar | Deutscher Akkreditierungsrat.... |
| | slip | To cause to slip or slide off, or out of place; as, a horse slips his bridle; a dog slips his collar.... |
| | sertabip | chief physician.... |
| | meze | antipasto.... |
| | ayartılmak | to be tempted / seduced / enticed / perverted.... |
| | ah | Ah is a Scots word meaning I Ah said Ah hadnae seen him.... |
| | mağdur | aggrieved. wronged. unjustly treated. injured party. aggrieved party. disadvantaged. victim.... |
| | tugay | brigade |
|
|
|