| English | Türkçe | | otiose | s. aylak, tembel, atıl; faydasız, verimsiz, boş.... |
| | escort | (f.) himaye veya nezaket gayesiyle refakat etmek.... |
| | trencher | i. eskiden sofrada kullanılan tahta tabak.... |
| | blubber | i., f., s. balina yağı; ağlayış; f. hüngür hüngür ağlamak; ağlarken (bir şeyler) söylemek; s. şişkin, kalın. blubberer i... |
| | feudatory | (i). tımarcı.... |
| | crafty | (s). hilekâr, şeytan, kurnaz. craftily (z). şeytanca, kurnazca. craftiness (i). kurnazlık.... |
| | selfless | s. özgecil, özgeci, diğerkâm.... |
| | signpost | i. işaret direği, işaret gönderi; kılavuz.... |
| | shock | (f)., (i). sarsmak; şiddetle çarpmak; nefret veya korku vermek; iğrendirmek, müteessir etmek; elektrik akımına çaptırma... |
| | defacto | Lat bilfiil fiilen hakikatte edimli olarak |
|
|