 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | disconsolate | (s). teselli kabul etmez, çok kederli; acıklı. disconsolately (z). kederle. disconsolateness (i). keder, teselli kabu... |
| | cracker | (i). kraker, bir çeşit bisküvi; (ABD). barut; kıran şey veya kimse, kıracak alet; Amerika'nın güneydoğu eyaletlerinde... |
| | slake | f. gidermek (susuzluk); yatıştırmak, dindirmek; söndürmek (kireç). slaked lime sönmüş kireç.... |
| | begin | f. başlamak, ilk adımı atmak (bir işte); meydana gelmek, vücut bulmak, zuhur etmek; başlatmak, önayak olmak, ihdas etm... |
| | volley | i., f. yaylım ateş; küfür savurma; (tenis) topun yere değmeden geri vurulması, vole; f. yaylım ateş etmek; birçok şeyi... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | tavan süpürgesi | long-handed broom used to clean ceilings.... |
| | konakçı | host.... |
| | ehliyetli | capable. competent. talented. fit for office. having a license.... |
| | kaplıca | spa. thermal spring. hot spring. hot spring resort. watering place. health resort.... |
| | ömürlü | long-lived. sth which lasts a certain amount of time.... |
|
|
|
 |
|
 |
|