 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | idiopathy | i., biyol. başka bir hastallktan ileri gelmeyen veya sebebi bilinmeyen hastallk; alerjik hastalık.... |
| | crown | (i). taç; hükümdarlık; hükümdar; taça benzer şey; şeref ve itibar veren şey; tepe, baş; başlık; beş şilin kıymetinde e... |
| | honest | s. dürüst, hilesiz, doğru sözlü, açık kalpli; namuslu; güvenilir. turn an honest penny namusuyla para kazanmak. honest... |
| | wood | i., s., f. tahta, kereste, ağaç; odun; orman, koru; s. tahta, ahşap; f. ağaçlandırmak, orman haline getirmek; odun tedar... |
| | tympan | i., mim. alın; matb. baskı makinasının silindirine ve basılacak kağıdın altına gelmek üzere sarılan fazla kâğıt.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | anadil | mother tongue. native language. native tongue.... |
| | imar | development and construction of public facilities. roads and utilities. development.... |
| | örüntü | pattern.... |
| | desteklenmek | to be supported. to be propped up.... |
| | gıdaklamak | cackle. cluck.... |
|
|
|
 |
|
 |
|