 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | shuffle | f., i. karıştırmak, değiştirmek; karmakarışık edip ortadan yok etmek; sürümek (ayak); itip ileri atılmak; iskambil kâğ... |
| | judicious | s. akıllı, tedbirli, iyi düşünebilen; sağgörülü; mantık ve muhakeme ile yapılmış. judiciously z. mantıklı bir şekilde, ... |
| | rattlebox | (i.) baklagillerden kurumuş tohumları çıngırak sesi çıkaran bir bitki, (bot.) Crotalaria.... |
| | aviso | (i). haber, bilgi, malumat; muhabere gemisi, avizo.... |
| | m, m | kıs. majesty, male, manual, mark, marquis, married, masculine mass, medicine, medium, meridian, mile, mill, minim, mi... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | soyut | abstract. intangible. discrete. notional. transcendental.... |
| | hilesiz | aboveboard. guileless. honest. true. genuine. pure. straightforward. unadulterated.... |
| | gösterişçilik | pretentiousness.... |
| | buğulamak | to stew sth in a covered pot. to steam. mist over. steam up.... |
| | otopark | parking lot. parking building. car park. parking garage.... |
|
|
|
 |
|
 |
|