 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | annuity | (i). yıllık taksit; tahsisat, her yıl tahsil edilen belirli bir gelir; hizmete bedel olmayarak bir yerden verilen yı... |
| | lattice | (i.), (f.) pencere kafesi, kafes; üzerinde kafes şekli bulunan arma; (f.) kafes yapmak, kafes şekline koymak; kafesle çe... |
| | atrium | (i)., (mim). eski Roma evlerinde avlu veya giriş yeri; Orta Çağ'da kilisenin etrafı sütunlarla çevrili avlusu; anat.... |
| | also-ran | (i). ABD, (k).dili yarışı kaybeden at; başarısızlığa uğrayan politikacı.... |
| | lateral | (s.), (i.) yana ait; yanal, yanda bulunan; yandan gelen; yana doğru; (i.) yandan biten dal; yana uzanan elektrik teli. ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | dip | bottom. foot.... |
| | yük arabası | trolley.... |
| | ilişkin | regarding. relative. concerning. relating to.... |
| | etil | ethyl.... |
| | meme | As defined by Richard Dawkins in The Selfish Gene : 'a unit of cultural transmission, or a unit of imitation ' 'Examples... |
|
|
|
 |
|
 |
|