 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | alack | ünlem, eski Ah, vah I alackaday ünlem Yazık, eyvah!.... |
| | nonjoinder | (i.), (huk.) davaya katılması gereken bir kimsenin dışta bırakıması.... |
| | swarthy | s. esmer, siyah; güneşten yanmış. swarthiness i. esmerlik, karalık, güneş yanığı.... |
| | trespass | f., i. tecavüz etmek; başkasının mülküne haksız olarak ayak basmak, hududu geçmek; ihla1 etmek; bozmak; günah işlemek;... |
| | colocynth | (i). acıelma, acıhıyar, ebucehilkarpuzu, (bot). Citrullus colocynthis; bundan elde edilen müshil.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | bağıl | relative.... |
| | su yılanı | sea snake.... |
| | gümrüklü | dutiable. duty-paid.... |
| | gaga | rostrate. bill. beak. nib. rostrum. trap.... |
| | alt | Refers to a key on the two ends of the spacebar on the keyboard ALT keys are used for keyboard short cuts.... |
|
|
|
 |
|
 |
|