 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | go | f. (went, gone) gitmek, hareket etmek, ilerlemek; ayrılmak; yarışa başlamak; hareket halinde olmak, işlemek, çalışmak, i... |
| | sphere | i., f. küre; gök, sema; dünya; saha, alan; sınıf, derece; f. küreler arasına koymak; küre şeklini vermek.... |
| | incase | f. sandık veya kutu içine koymak, kaplamak.... |
| | nationality | i. millet; milliyet; vatandaşlık; milli özellikler.... |
| | wonderland | i. harikalar diyarı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | nalbur | hardwareman. hardware dealer. ironmonger. builder's hardware merchant. ironmonger's shop.... |
| | çeşitlendirme | increasing in variety.... |
| | karışık | mixed. motley. assorted. miscellaneous. heterogenous. adulterated. not pure. confused. disorganized. jumbled. complicate... |
| | çoğunlukla | entrepreneurial veteran. largely. mainly. mostly. for the most part. predominantly. principally. usually.... |
| | şıp | used in.... |
|
|
|
 |
|
 |
|