| English | Türkçe |
| slay | f. (slew slain) öldürmek, kesmek katletmek, kılıçtan geçirmek.... |
|
| ultramicroscope | i. çok ufak cisimleri yandan verilen ışık vasıtasıyle görülür hale getiren mikroskop, ültramikroskop. ultramicroscop... |
|
| cope | (i)., (f). papaz cüppesi; (f). cüppe giymek.... |
|
| crony | (i). eski ve samimi arkadaş, yakın dost, kafadar.... |
|
| unworkable | s. kullanışsız.... |
|
| belfry | i. çan kulesi, çan kulesi sahanlığı; çanın üzerine asıldığı tahta iskele... |
|
| turncock | i. musluk.... |
|
| canine | (s)., (i). köpek ve kurt gibi, köpek cinsine ait; (anat). köpekdişine ait; (i)., (zool). köpekgillerden bir hayvan, köpe... |
|
| afterglow | (i). güneş battıktan sonraki parlaklık.... |
|
| neither | zam bağ ikisinden hiç biri ne bu ne öteki bağ ne ne de Neither of them knows Hiç birinin haberi yok neither white nor red nor black ne beyaz ne kırmızı ne de siyah It is neither here nor there Onun önemi yok Mesele onda değil |
|