 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | caveat | (i)., (huk). alâkadar bir şahsın ilgili makamlara, yetkileri dahilindeki belirli işlemlerin kendisi dinleninceye kadar ... |
| | cordovan | (i). sahtiyan gibi ince ve renkli deri.... |
| | shellproof | (s.) kurşun işlemez.... |
| | roller | i. yuvarlanan şey; kumaşın sarıldığı makara, silindir; ufak tekerlek; özellikle fırtınadan sonra sahile çarpan büyük da... |
| | xanthippe | i. Sokrat'ın karısının ismi; hırçın ve şirret kadın.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | fesatçı | troublemaker. trouble making. factious. firebrand. incendiary. mischief maker.... |
| | kubbe | dome. sky. vault of heaven. firmament. canopy.... |
| | sallamak | shake. swing. rock. wag. wave. waggle. agitate. brandish. flap. flirt. flourish. jog. joggle. jolt. roll. switch.... |
| | soprano | Highest range of human voice. a female singer. the highest female voice; the voice of a boy before puberty. the pitch ra... |
| | otomat | automaton. flash heater. timed light switch. vending machine.... |
|
|
|
 |
|
 |
|