 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | attend | (f). (toplantıya) iştirak etmek, katılmak; kulak vermek, laf dinlemek; bakmak, mukayyet olmak; eşlik etmek, refaka... |
| | sudatory | s., i. terleyen; terletici, ter döktürücü; i. sıcak hamam veya banyo; terletici madde.... |
| | prescind | f. ayrı olarak düşünmek; yerini değiştirmek, ortadan kaldırmak. prescind from (bir şeyden) dikkatini çevirmek.... |
| | bang | (i)., (f)., (z). gürültü, patlama; bir vuruş neticesinde çıkan ses; patırtı; enerji, bir şeyi yapma gayreti, şevk; A.B.D... |
| | terrace | (i.), (f.) satıhtan yüksek yer, set; bayır üstünde sıra evler veya sokak; İspanyol veya ark evlerine özgü düz ve yassı ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | mark | Deutschmark.... |
| | kurumsal | institutional.... |
| | bati | . the west. the occident. western. occidental.... |
| | kurulmak | nestle. to be founded. to be established. to be wound. to be set. to settle down. to set oneself. to ensconce oneself. t... |
| | seslilik | soundness.... |
|
|
|
 |
|
 |
|