 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | indoctrinate | f. herhangi bir düşünce sisteminin esaslarını öğretmek; telkin etmek, (fikir) aşılamak.... |
| | thesaurus | i. (çoğ. -ri) kavramlar dizini; hazine, ambar.... |
| | bay | (i). defne, defneye benzer birkaç cins ağaç; zafer nişanesi olarak verilen defneden yapılmış taç; (çoğ). şöhret, ün. ba... |
| | band shell | açık havada çalan müzik topluluklarını koruyan yarım küre şeklindeki önü açık duvar.... |
| | profligate | s., i. uçarı, haylaz; günahkâr; edepsiz; i. müsrif kimse, hovarda. profligacy i. ahlâksızlık; günahkârlık; utanmazlık... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | bindi | Body treatment combining exfoliation, herbal treatment and light massage.... |
| | vatansız | stateless.... |
| | ev | a unit of energy equal to the work done by an electron accelerated through a potential difference of 1 volt.... |
| | defile | See Defilade.... |
| | conta | gasket. seal. sealing. washer.... |
|
|
|
 |
|
 |
|