 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sound | f., i. iskandil etmek, derinliğini yoklamak; bir kimsenin fikrini anlamaya çalışmak; tıb. sonda ile muayene etmek; çok ... |
| | nine | (s.), (i.) dokuz; (i.) dokuz sayısı, dokuz rakamı, 9, IX; iskambil dokuzlusu; dokuz kişilik beysbol oyuncu takımı. nin... |
| | euphoria | (i.), (psik.) öfori, kendini aşırı derecede zinde hissetme hali.... |
| | irreducibls | (s.) istenilen hale konulamaz; azaltılamaz, küçültülemez; sadeleştirilemez.... |
| | corrugate | (f)., (s). kırıştırmak, buruşturmak; buruşmak; (s). kırıştırılmış. corrugatediron oluklu demir levha. corrugatedpap... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | Macaristan | Hungary. hungary.... |
| | peçete | napkin. table napkin. serviette.... |
| | haşhaş | opium poppy. pot.... |
| | Fince | finnish.... |
| | sinek | fly. housefly.... |
|
|
|
 |
|
 |
|