 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | script | i. el yazısı; matb. el yazısı gibi basma harf; konuşmacının elindeki notlar; huk. senet, hüccet; alfabe, yazı düzeni.... |
| | cloud | (f). bulutla kaplamak, karartmak, örtmek, gölgelemek; lekelemek,şüphe altında bırakmak;bulutlanmak, kararmak.... |
| | bar | (i). çubuk, sırık, kol, kol demiri; mania, engel; bir nehir ağzında veya kıyıya paralel olan uzun kum ve cakıl seti; avu... |
| | cantatrice | (i). (çoğ. -ci) kadın şarkıcı, şantoz.... |
| | she's | (kıs.) she is, she has.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | tahta | blackboard. board. wood. wooden. plank. piece of wood. flat surface. garden-bed.... |
| | gönder | flag-staff. flag staff. flagstaff.... |
| | mine | Any place where ore, metals, or precious stones are got by digging or washing the soil; as, a placer mine.... |
| | lehimci | solderer. metal worker.... |
| | gevşetmek | slacken. loosen. relax. enervate. ease. let go. limber up. loosen up. release. slack. slack off. slack up. start. unbend... |
|
|
|
 |
|
 |
|