 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | precipitance , cy | i. acele, telâş; acelecilik. precipitant s., i. acele giden; acele yapılmış; i. kimyasal veya mekanik çökelme yapan bi... |
| | smokejack | i. kebap şişini çevirmek için baca içine yapılan tertibat.... |
| | enclitic | i., s., gram. kendisinden önce gelen kelime ile birleşip bir kelime gibi okunan kelime, ekleme; s. mustenit. enclitica... |
| | revival | i. yeniden canlanma, taze hayat bulma; ayılma, kendine gelme; yeniden revaç bulma; uyanma, uyanış; yeniden uyanan merak... |
| | set | (i.) duruş, oturuş; batma, batış, gurup; akıntı veya rüzgarın yönü; fide; testere dişlerinin çaprazlanması; meyil, eğil... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kombinezon | petticoat. shift. shimmy. chemise.... |
| | tabi | Split toed socks worn by senior instructors. a toed sock. a sock with a separation for the big toe; worn with thong sand... |
| | kere | time. instance.... |
| | bencillik | egoism. self. selfishness.... |
| | enstantane | snapshot. instantaneous. candid photograph. instantaneous shutter.... |
|
|
|
 |
|
 |
|