 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | percussion | i. vurma, çarpma; tüfek kapsülünü vurma; tıb. perküsyon, parmaklan birbirine vurarak organların durumunu muayene usulü; ... |
| | suit | i., f. takım elbise tayyör, kostüm; mayo; dava hukuk davası; iskambilde takım; kur; f. uydurmak; uygun gelmek; işini gö... |
| | skater | i. patinaj yapan kimse.... |
| | snake | i., f. yılan; sinsi ve hain kimse; boru temizlemek için bükülebilen tel; f. yılan gibi sessizce ve sinsi sinsi ilerlem... |
| | colored | (s). renkli; beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup; tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olm... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | zevklenmek | wallow. to amuse oneself.... |
| | aroma | This refers to the smell of brewed coffee It is a sensation linked closely to flavor Some key words relating to aroma ar... |
| | yumuşak damak | velum.... |
| | ah | Abercrombie House.... |
| | ibra | acquittal. absolution aklama. temize çıkarma.... |
|
|
|
 |
|
 |
|