 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | attenuate | (s). ince, zayıf, azalmış, dar.... |
| | consider | (f). düşünmek; göz önünde tutmak; üzerinde düşünmek; mütalaa etmek, dikkate almak; saymak, hürmet etmek; merhamet etmek... |
| | simoniac | i. papazlık gibi kutsal değerleri satan veya satın alan adam. simoniacal s. böyle iğrenç bir alım satım kabilinden vey... |
| | heel | (i). topuk, ökçe; ayakkabı ökçesi: çorap topuğu; herhangi bir şeyin geride olan kısmı, uç (ekmek), art, arka, son; (A.... |
| | bulwark | i. siper, istihkâm, dıştan gelecek bir tehlikeye karşı herhangi bir tedbir. bulwarks i., den. küpeşte.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|