 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | prejudge | f. önceden hüküm vermek, bir davayı ayrıntılarıyle dinlemeden hüküm vermek.... |
| | abode | (i) ev, oturulan yer, ikametgah, mesken; kalma, ikamet.... |
| | hierarchy | (i). hiyerarşi, aşama sırası (gen. dini kuruluşlarda).... |
| | counterweight | (i). denge sağlamak için kullanılan ağırlık.... |
| | assurance | (i). güven, itimat; inanç, itikat; nefsine itimat, kendine güvenme, cesaret ; söz, yemin, teminat; arsızlık, yüzsüzlü... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | patron | A master who had freed his slave, but still retained some paternal rights over him.... |
| | oramiral | a rank higher than vice-admiral and lower than the fleet admiral. vice admiral.... |
| | sure | Certainly knowing and believing; confident beyond doubt; implicity trusting; unquestioning; positive.... |
| | kayırmak | favour. to support. to back. to help. to sponsor. to protect himmet etmek. to favour. to favor. to show favour. to treat... |
| | salaklık | silliness. stupidity.... |
|
|
|
 |
|
 |
|