 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | taboret , tabouret | i. ufak dümbelek; arkasız iskemle, tabure; elişi için kasnak.... |
| | enfeeble | f. zayıf düşürmek, dermansız bırakmak, mecalsiz bırakmak. enfeeblement i. zayıflatma, zayıflatılma.... |
| | philanthropic , -ical | s. hemcinsine karşı şefkat gösteren, iyiliksever; insan sevgisine ait. philanthropically z. hayırseverlikle, hayır işl... |
| | volumeter | i., fiz. gaz veya sıvı veya katı cisimlerin hacmini ölçme aleti.... |
| | noncompos mentis | (Lat.), (huk.) aklına sahip olmayan, akılca dengesiz. non compos yarı kaçık.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | karantina | quarantine.... |
| | fırın | oven. stove. bakery. furnace. coke oven. blast furnace. kiln. hearth. muffle. bakehouse. incinerator. retort. burner. co... |
| | cihan | universe.... |
| | faydalanmak | to benefit / to profit from. to derive benefit from sth. to turn to good purpose. take. take advantage of. turn.... |
| | yalı boyu | shore. beach. seaboard.... |
|
|
|
 |
|
 |
|