 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | girth | i., f. çevre; kolan; kuşak; f. kuşak takmak.... |
| | padlock | i., f. asma kilit; f. asma kilitle kilitlemek, asma kilit vurmak.... |
| | club | (f). sopa ile vurmak, dövmek; bir araya toplamak; parasını ortak bir masrafa veya işe yatırmak. club together bir araya ... |
| | recondite , recondite | (s.) derin (ilim); muğlak, kapalı, müphem, gizli, belirsiz. reconditely (z.) derin bilgi ile. reconditeness (i.) derinl... |
| | dado | (i)., (mim). bir sütun için kürsü taşı; oda duvarının süslü alt kısmı, süpürgelik; bir tahtayı ikinci bir tahtanın ken... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | vuzuh | clarity. clearness. definition. evidence.... |
| | sübut | becoming established / certain. becoming a reality.... |
| | kredi anlaşması | credit agreement. loan pact.... |
| | sudan | Sudan.... |
| | ora | Office of Regulatory Affairs; Branch of FDA which is responsible for district offices and therefore also controls the in... |
|
|
|
 |
|
 |
|