 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | come | (f).gelmek, yaklaşmak, varmak; olmak, vaki olmak;akla gelmek;(k).dili orgazma varmak.come about olmak, vaki olmak;dönme... |
| | emarginate , emarginated | s., bot. kenarı veya tepesi çentikli, dişli (yaprak).... |
| | hayrack | (i.) ot taşımak için arabaya eklenen kalas; ahırdaki samanlık.... |
| | unspotted | s. lekesiz, beneksiz; temiz, pak, arı.... |
| | pandemonium | i. bütün şeytanların bulunduğu yer, cehennem; karışıklık veya kanunsuzluğun hüküm sürdüğü yer; velvele karışıklık, karga... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | serigrafi | silk screen printing. screen printing.... |
| | girdap | eddy. maelstrom. rip. vortex. whirlpool.... |
| | çığlık | cry. scream. loud cry. outcry. screech. shout. shriek. squall. whoop. yell.... |
| | soğuk dalgası | cold wave.... |
| | kale | A non-heading member of the cabbage family Cultivated for over 2,000 years, this vegetable can be prepared and eaten in ... |
|
|
|
 |
|
 |
|