 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | crystallize | (f). billurlaştırmak billurlaşmak, kristal şekline koymak, kristal haline gelmek; belli olmak, sabit olmak; belirli bir... |
| | embrocate | f., tıb. hasta bir uzvu ilâçlı bir sıvı veya yağla ovmak. embroca'tion i. bu çekilde ovma; bu işte kullanılan yağ.... |
| | madrepore | i. delikli mercan; bu mercanı yapan hayvancık... |
| | expedite | (f). çabuklaştırmak, hızlandırmak, kolaylaştırmak; çabuk icra etmek;(nad). göndermek, sevk etmek.... |
| | phallus | i. bazı dinlerde erkek tenasül uzvunun timsali; biyol. erkeklik uzvu, kamış, penis; bızır; embriyonda cinsiyet yapısı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | mantıksızlık | crime. extravagance. imprudence.... |
| | yerleştirme | emplacement. installation. installment. instalment. location. placement. settlement.... |
| | yıllık | per annum. almanac. annual. annual charge. quotennial. yearbook. yearly.... |
| | lapacı | languid. flabby.... |
| | farad | A farad is the measure of capacitance One farad is equal to 1 coulomb of charge between two terminals causing one volt o... |
|
|
|
 |
|
 |
|