 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | buffer | i. tampon, tampon vazifesi gören herhangi bir şey; cilt yapmada kullanılan bir araç. buffer arm tampon kolu. buffer beam... |
| | glance | f., i. göz atmak, göz gezdirmek; ima etmek; sıyırıp geçmek; i. bakış, nazar; ima; sıyırıp geçiş.... |
| | microchemistry | i. mikrokimya, ufak miktarlarla ilgilenen kimya.... |
| | flying | (i)., (s). uçma, uçuş; tayyarecilik, havacılık: (s). uçan; havacılıkla ilgili. flying boat deniz uçağı. flying buttres... |
| | makeup | i. yapılış; makyaj, yüze düzgün sürme; matb. mizanpaj, tertip; bütünleme sınavı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | temsil | representation. performance analogy. comparison. assimilation. example. for example. show. simile.... |
| | düz | direct. even. flat. flush. horizontal. level. plain. plane. right. slick. smooth. straight.... |
| | yalıtkan | insulating. nonconductive. insulative. insulator.... |
| | salık vermek | advise. prescribe. recommend.... |
| | babasız | fatherless.... |
|
|
|
 |
|
 |
|