 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | dismay | (f)., (i). korkutmak, dehşete düşürmek, yıldırmak cesaretini kırmak; (i). yeis, keder, ümitsizlik, dehşet içinde kalma... |
| | sublimate | s. i. arınmış, tasfiye edilmiş; yükseltilmiş; yüceltilmiş; i., kim. süblime, aksülümen. corrosive sublimate süblime, ... |
| | minant | s şiddetle tenkit eden; tlb birden gelen (hastalık)... |
| | worthless | s. değersiz, işe yaramaz, colloq. ciğeri beş para etmez. worthlessly z. değersizce. worthlessness i. değersizlik.... |
| | millboard | i. kitap ciltlerinin yapımında kullanılan kalın karton.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | geri | rear. back. reverse. backward. rearward. reversing. hind. posterior. slow. back. backward. backwards. behind. aback. bac... |
| | hücum | assault. attack. charge. rushing together. verbal attack. strong criticism. aggression. at them. incursion. onrush. onse... |
| | incitmek | hurt. offend. harm. touch. injure. wound. aggrieve. cut. cut up. gall. hurt deeply. mortify. pique. rive. scarify. scath... |
| | karın boşluğu | abdominal cavity.... |
| | güneş | solar. sun. sunshine. daystar. helio-.... |
|
|
|
 |
|
 |
|