 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | suttee | i. eski bir Hint geleneğine göre bir kadının kocasının naaşı ile beraber yakılması; bu geleneğe göre yakılan kadın.... |
| | nee | s. evlenmeden evvelki soyadıyle.... |
| | ridiculous | s. gülünecek, gülünç: maskaralık nev'inden: tuhaf, saçma. ridiculously z. maskaraca, gülünç surette. ridiculousness i. ... |
| | geomagnetism | i. dünyanın manyetik çekimi.... |
| | converge | (f). bir noktada birleşmeye yüz tutmak; (geom). birbirine yaklaşmak (doğrular); (mat). yakınsak olmak; birbirine yaklaş... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ot | herb. weed. wild grass. medicine. poison. plant.... |
| | tasvip etmek | approve.... |
| | lan | buddy.... |
| | conta | gasket. gaskin. joint packing. packing disc. seal. stuffing.... |
| | gitarist | guitar player.... |
|
|
|
 |
|
 |
|