| English | Türkçe | | glaring | s. dik ve düşmanca bakışlı; çok parlak, göz kamaştırıcı; apaçık, hemen göze çarpan. glaringly z. dik dik bakarak; göz... |
| | irrecusable | (s.) reddolunamaz, kabul olunması icap eden.... |
| | tremble | f., i. titremek; ürpermek; i. titreme; ürperme. tremble for üzerine titremek, endişede olmak. tremblingly z. titreyerek... |
| | snood | i., f. saç filesi; f. saça file geçirmek.... |
| | positive | s., i. kesin, kati, mutlak; olumlu, müspet; gerçek, hakiki; esaslı; şüphesiz, muhakkak; sarih, açık, vazıh; gerekli; em... |
| | weigh | f. tartmak; tetkik etmek, duşünmek, ölçünmek, aklında tartmak; ağırlığında olmak; itibar edilmek. weigh anchor den. de... |
| | lane | (i.) dar yol, dar sokak, dar geçit; geniş caddelerde otomobiller için bazen bir çizgi ile ayrılmış ve yanyana olan yol... |
| | indifferent | s. Iâkayt, kaygısız; duygusuz; önemsiz; bir, farksız; ancak geçerli olan, şöyle böyle; kimyasal veya elektrik kuvveti o... |
| | interim | (i.), (s.) aralık, fasıla (zaman); (s.) muvakkat; geçici. ad interim muvakkaten, geçici olarak, aradaki zaman müd- de... |
| | copra | kurutulmuş hindistancevizi içi |
|
|