| English | Türkçe |
| slavophobe | i. islavlardan korkan adam.... |
|
| legitimate | f. meşru kılmak, kanuna uygun kılmak; nesebini tasdik etmek, tasdik etmek. legitima'tion i. meşru kılma.... |
|
| longtime | s. kıdemli.... |
|
| lane | (i.) dar yol, dar sokak, dar geçit; geniş caddelerde otomobiller için bazen bir çizgi ile ayrılmış ve yanyana olan yol... |
|
| biddable | s. yumuşak başlı, muti, söz dinleyen; (briç) deklarasyon yapmaya müsait.... |
|
| canoe | (i), hafif sandal, kano. Paddle your own canoe. Kendi işini kendin gör.... |
|
| baggage | (i)., ABD bagaj, yolcu eşyası; ordu ağırlığı; hafifmeşrep kadın; işvebaz kız, canlı genç kadın. baggage master (i). baga... |
|
| sabaism | i. yıldızlara tapınma.... |
|
| forjudge | (f)., (huk). mahkeme kararıyla elinden almak; mahkeme solonundan çıkarmak.... |
|
| arcuate | kavisli bükümlü eğri arcua tion eğme eğrilik kavis: mim kemerli inşaat |
|