 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | belie | f. yalancı çıkarmak, tekzip etmek, yalanlamak; iftira etmek.... |
| | carpus | (i). (anat). el bileği, el bileğini meydana getiren kemikler.... |
| | stylobate | i., mim. sıra halindeki sütunların ortak tabanı, ortak sütun oturmalığı, ortak seki.... |
| | scrap | i., f. (-ped, - ping) s. ufak parça; artık, kırıntı; müsveddelik kâğıt; parça; çoğ. yağ eritilince geriye kalan kıkırd... |
| | electropositive | s. negatif kutba çekilen; alkalik.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | alarm | A summons to arms, as on the approach of an enemy.... |
| | eşantiyon | sample. giveaway. pattern.... |
| | çökelme | precipitation. sedimentation.... |
| | yarışçı | competitor. runner.... |
| | sapık | perverse. psycho. sodomite. unnatural. perverted. pervert. crazy. lunatic. deviant.... |
|
|
|
 |
|
 |
|