 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | rustle | f., i. hışırdamak; hışırdatmak; k.dili faaliyet göstermek, gayretle çalışmak; A.B.D., k.dili davar çalmak; i. hışırtı ... |
| | attenuate | (f). inceltmek, hafifletmek , azaltmak, daraltmak, zayıflatmak; değerini düşürmek attenua'tion (i). inceltme, zayıf... |
| | strigil | i. eski Roma ve Yunan'da uzun saplı hamam kaşağısı; eski Roma binalarında süs için yapılan bir çeşit oyuk.... |
| | cabinet | (i)., (s). camlı ve raflı olan dolap; kabine, bakanlar kurulu; küçük özel oda;(s). dolap ile ilgili; gizli. cabinetmaker... |
| | schmaltz | i., (argo) aşırı duygusallık. schmaltz'y s. aşırı duygusal; dokunaklı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | valilik | governorship. proconsulate.... |
| | sunak | altar.... |
| | lap | The distance the bricks of the course overlap the bricks of another course.... |
| | feci | disastrous. tragic. terrible. be. extremely. very. painful.... |
| | sevi | love. affection. love aşk.... |
|
|
|
 |
|
 |
|