 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | erase | (f.) silmek, bozmak, kazımak; A.B.D., argo öldürmek. eraser (i.) lâstik, silgi. erasion (i.), (tıb.) hasta dokuları kaz... |
| | shock | (f)., (i). sarsmak; şiddetle çarpmak; nefret veya korku vermek; iğrendirmek, müteessir etmek; elektrik akımına çaptırma... |
| | crepuscular | (s). alaca karanlığa ait (sabah ve akşam); (zool). alaca karanlıkta uçan (kuş, yarasa veya böcek).... |
| | longitudinal | s. uzunluğuna, uzunlamasına; boylama ait. longitudinally z. boydan boya uzanarak, uzunlamasına olarak.... |
| | punctilious | s. teşrifat ve resmiyette fazla titiz. punctiliously z. dikkatle,titizlikle. punctiliousness i. titizlik.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sen | you. thou.... |
| | lot | One or more objects/specimen lots acquired in a single transaction, as by bequest, field collection, gift or purchase, a... |
| | dinleme | auscultation.... |
| | tanıtlanmak | to be proved.... |
| | yuhalamak | give smb. the bird. blow a raspberry. give a raspberry. boo. catcall. hiss. hoot. hoot down. hoot off. hoot out. jeer. j... |
|
|
|
 |
|
 |
|