 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | rusticate | f. bir süre köyde yaşamak; ceza olarak köye veya kıra göndermek; ing. (üniversiteden) geçici olarak uzaklaştırma cezası ... |
| | crave | (f). şiddetle arzu etmek, hasret çekmek; rica etmek, yalvarmak.... |
| | solus | ( dişil) sola s., Lat. yalnız (özellikle sahnede yalnız bulunan oyuncu).... |
| | inkling | i. ima, işaret; seziş, kuşku.... |
| | unreeve | f., den. halatın bir ucunu delikten veya makaradan çıkarmak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | inançsız | unbelieving. sceptical. heathenish. unbeliever.... |
| | kükürt | sulphur. sulfur.... |
| | as | In the idea, character, or condition of, limiting the view to certain attributes or relations; as, virtue considered as ... |
| | esprili | witty.... |
| | aşama | half-way house. stage. degree. grade. rank. phase. tier. instance. cycle. estate. gradation. pitch. process. strand.... |
|
|
|
 |
|
 |
|