 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | any | (s). (z)., zam bir herhangi, her ne kadar, her, her bir, bazı, birkaç, biraz, hiçbir, hiç; daha.... |
| | orangeade | i. portakal şurubu. orange pekoe ince toz halinde Seylan çayı.... |
| | staircase | i. binanın merdiven kısmı, merdiven.... |
| | lop | i., f. (-ped, -ping) ufak dal, ağacın budanmış kısmı; f. ağacın dallarını kesmek, budamak; kesip düşürmek.... |
| | antediluvial | (s). Tufandan evvelki. antediluvian (s).,(i). Tufandan evvelki devre ait; (i). eski kafalı kimse; çok yaşlı adam.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ulama | Collective term for Muslim religious scholars. , Islamic scholars. the body of mullahs who are the interpreters of Islam... |
| | star | A glowing ball of hot gases; a naturally luminous body visible in the sky.... |
| | tahribat | damage. destruction. depredation. havoc. ravages.... |
| | üstten | from above.... |
| | dolandırıcı | cheat. crook. fiddler. fraud. hustler. racketeer. rogue. shark. sharper. swindler. twister. confidence trickster. conman... |
|
|
|
 |
|
 |
|