 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | close | (s). yakın birbirine yakın; kısımları birbirine yakın, sıkı; kapalı, kapatılmışı; dar, sıkışık; havasız; fikirlerini aç... |
| | obvolute | (s.), (bot.) üst üste gelmiş; birbirine sarılmış (yaprak).... |
| | search | f., i. araştırmak, aramak; yoklamak, bakmak; dikkatle tetkik ve teftiş etmek, aletle içini muayene etmek; i. arama, ar... |
| | infante | i. Portekiz ve İspanya'da veliahttan başka kral hanedanından herhangi bir prens.... |
| | mankind | i. beşeriyet, insanlık; insanoğulları; erkekler.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sulandırmak | to dilute sth with water. to water down. to dilute. to thin.... |
| | amalgam | Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages... |
| | lazımlık | bedpan. pot. chamber pot.... |
| | mihrap | niche of a mosque indicating the direction of mecca.... |
| | konuşma | conversation. speech. talk. speaking. lecture. discussion.... |
|
|
|
 |
|
 |
|