 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | rise | i. doğuş, yükseliş; bayır, tümsek; artış, yükseliş; sesin tizleşrnesi; sesin yükselip artması; su yüzeyine çıkış (balı... |
| | ambassador | (i). büyükelçi, sefir; büyük yetki sahibi siyasi delege; büyük bir davanın temsilci veya savunucusu. ambassador pl... |
| | phlogiston | i. simyacıların yanma olayının esası olarak kabul ettikleri uçucu madde. phlogistic s. bu madde ile ilgili.... |
| | fustian | i, s dimi, pamuklu kadife; tumturaklı üslup; s dimiden yapılmış; tum turaklı; saçma, boş, değersiz... |
| | disguise | (f). gizlenmek, kılığını değiştirmek, tebdili kıyafet etmek, gizlemek, saklamak. thinly disguised sözde gizli, yarı kap... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | itibarlı | esteemed. valued. trusted. influential. bill. draft acceptable. redeemable. having a good credit rating. estimable adj. ... |
| | analog | Describes any device that represents changing values by a continuously variable physical property such as voltage in a c... |
| | kararsız | changeable. hesitant. unstable. undecided. ambivalent. changeable of mind. double minded. erratic. fence rider. fickle. ... |
| | kil | clay.... |
| | tespih | rosary. prayer beads. prayer-beads. beads.... |
|
|
|
 |
|
 |
|