| English | Türkçe | | foolhardy | (s). delice cesur, atılgan, çılgın. foolhardily (z). delicesine bir cesaretle, çılgınca. foolhardiness (i). delice ces... |
| | oviduct | i., anat. yumurtanın rahme giderken geçtiği kanal, yumurta geçidi.... |
| | cordial | (s)., (i). samimi, yürekten, candan; (i). Iikör. cordial greeting samimi selam. cordiality (i). samimiyet. cordially (... |
| | cotton | (f)., (eski). pamuğa sarmak. cotton u p to (k.dili). yaltaklanmak. cotton to, cotton up to (k.dili). geçinmek, anlaşma... |
| | slap | f. (slapped, slapping) i., z. hafifçe vurmak, tokat atmak; hakaret etmek; gelişi güzel koymak; i. tokat, şamar, hafif ... |
| | agar | (i). bazı deniz yosunlarından elde edilen jelatinimsi bir madde.... |
| | depart | (f). ayrılmak, gitmek; hareket etmek; ölmek, göçmek vefat etmek; from ile sapmak, inhiraf etmek ayrılmak; bir yeri terke... |
| | enhance | f. (kıymet veya fiyatı) artırmak, ziyadeleştirmek, fazlalaştırmak, çoğaltmak. enhancement i. artma, çoğalma; artırma.... |
| | astride | (z). ata binmis gibi bacaklan birbirinden ayn olarak.... |
| | classmate | sınıf arkadaşı |
|
|