 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | lavatory | (i.) umumi hela; lavabo.... |
| | cahoots | (i)., ABD, argo ortaklık. in cahoots ortak olarak, ortaklık halinde. go cahoots ortaklık kurmak, ortak olmak.... |
| | breather | i. nefes alan kimse; k.dili teneffüs, paydos, ara.... |
| | pendent | s. asılı, sarkık, sarkan, muallak; askıda olan, muallaktaki, karar verilmemiş; gram. tamamlanmamış (cümle) . pendency ... |
| | string | f., (strung) tel takmak; akort etmek; germek; ipliğe dizmek, ipe geçirmek; kılçıklarını çıkarmak (taze fasulye); iple ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | dram | A minute quantity; a mite.... |
| | raf | Royal Air Force.... |
| | haşarat | insects. vermin. insects böcekler. rabble. riff-raff.... |
| | harp | The metal frame that holds the shade over the base of the lamp.... |
| | kıskaç | pincer. pincers. pliers. forceps. claw. chela. stepladder. clamp. nippers.... |
|
|
|
 |
|
 |
|