| English | Türkçe | | engrail | f. kenarını tırtıl veya kabartmalarla süslemek.... |
| | inflorescence | i. çiçek açma; top halinde çiçek açma; çiçeklerin sapları üzerinde umumi duruşları.... |
| | disproportionate | (s). nispetsiz, gereğinden fazla, aşırı, ifrata kaçan, uymayan. disproportionately (z). nispetsizce. disproportionaten... |
| | circumlocution | (i). dolambaçlı yoldan konuşma, gereksiz kelimeler kullanma; dolambaçlı söz veya deyim. circumlocutory (s). dolambaclı... |
| | hast | eski, (bak.) have .... |
| | meat | i. yenecek et et; (eski) yemek, yi yecek şey; öz; k.dili en büyük zevk. meat and drink to him onun için gıda kadar lüzum... |
| | play | i. oyun, eğlence; sahne oyunu, piyes; şaka, latife; fiil, hareket; oynama, faaliyet; davranış; işleme; ilgi; hareket s... |
| | truffle | i. domalan, yermantarı, bot. Tuber; domuz ağırşağı.... |
| | char | (i)., (f)., (ing). hafif gündelik ev işi; (f). yevmiye ile çalışmak.... |
| | belabor, ingbelabour | siddetle dövmek ağır darbelerle vurmak dil uzatmak alaya almak |
|
|