| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | gourmand | (i.) boğazına düşkün kimse; eski obur kimse.... |
| | sagacious | s. arif, akıllı, zeki, ferasetli, sezgin, anlayışlı sagaciousness i. akıllılık, zekâ, ariflik, bilgelik sagaciously z.... |
| | montanwax | montana mumu.... |
| | gaunt | s. zayıf, ince, kuru, gıdasızlıktan kurumuş; kasvetli, sıkıcı.... |
| | sedation | i. (ilaç1a) teskin etme, yatıştırma.... |
| | emplacement | i., ask. istihkâmda top yeri, topa mahsus platform; tabya; yerleşme, belirli bir yere koyma.... |
| | neophyte | i. bir dini gruba yeni girmiş kimse; herhangi bir şeye yeni balayan kimse, acemi kimse.... |
| | triquetrous | s. üç taraflı, üç köşeli.... |
| | bisexual | s., biyol. hem erkek hem dişi, iki cinsiyetli, hünsa; bot. kendi kendini aşılayan.... |
| | consider | düşünmek göz önünde tutmak üzerinde düşünmek mütalaa etmek dikkate almak saymak hürmet etmek merhamet etmek farz etmek all things considered enine boyuna düşünülürse not worth considering kale alınmaz lafını etmeye değmez |
|
|
|
|