 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | zen, zen buddhism | dünyevi etkilerden sıyrılarak aydınlığa kavuşmayı amaçlayan bir çeşit Budizm.... |
| | prosperity | i. muvaffakıyet, başan; saadet, refah, ikbal.... |
| | footing | (i). basılan yer, ayak basacak yer; mevki, hal; ilişki; yekun; temel ayağı, taban. on a better footing than ever aral... |
| | pay | f. (paid) ödemek, tediye etmek; karşılığını vermek; karlı olmak, yararlı olmak; etmek. pay as you go vakti geldiğinde d... |
| | sunrise | i. gündoğumu, güneş doğuşu; sabah.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | rest | A set or game at tennis.... |
| | epik | epic. epical.... |
| | kulübe | box. cot. cottage. hut. lodge. shack. shanty. shed. cabin. sentry box. telephone booth. telephone box. tollbooth.... |
| | şarlatanlık | empiricism.... |
| | cennet | paradise. heaven. eden. city of god. elysium. glory. the new jerusalem. the happy hunting grounds. pie. pearly gates.... |
|
|
|
 |
|
 |
|