 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | burble | f., i. fıkırdamak, mırıldanmak;i fıkırtı, mırıltı; hav. kanadın kenarındaki hava çalkantısı.... |
| | piccalilli | i. baharatlı karışık turşu.... |
| | batting | (i). tabaka halinde pamuk (yorgan veya şiltede kullanılır); spor. bazı top oyunlannda vuruş.... |
| | tollgate | i. geçiş ücretinin ödendiği köprü veya yol girişi.... |
| | hollow | (s). içi boş, oyuk; çukur, derin, çökük; yankı yapan, boşluktan gelen (ses); yalan, sahte, aldatıcı, riyakâr; aç. holl... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | su yolu | flume.... |
| | badminton | a game played on a court with light long-handled rackets used to volley a shuttlecock over a net.... |
| | basen | bases , cousins.... |
| | Afrikalı | african.... |
| | kambur | hump. humpback. hunchback. bulge. projection. hunchbacked. stooped. bulging. projecting. bunch. gibbious. hunch.... |
|
|
|
 |
|
 |
|