| English | Türkçe | | carob | (i). keçiboynuzu, keçiboynuzu ağacı, harnup, (bot). Ceratonia siliqua.... |
| | squire | i., f. şövalye silâhtarı; İngiltere'de şövalyelikten bir derece asağı rütbe; İngiltere'de köy eşrafından olan kimse; A... |
| | loom | f., i. uzakta hayal gibi gözükmek; aslından daha kocaman ve korkunç gözükmek; büyük önem kazanmak; i. uzakta hayal gib... |
| | turmaline | bak. tourmaline.... |
| | nitrify | (f.), (kim.) nitratlaştırmak.... |
| | elastomer | i., kim. sentetik kauçuk gibi elastik bir madde.... |
| | sphere | i., f. küre; gök, sema; dünya; saha, alan; sınıf, derece; f. küreler arasına koymak; küre şeklini vermek.... |
| | radius | i. (çoğ. radii, radiuses) yarıçap; anat. radyus, önkol kemiği, döner kemik, dal kemik; yarıçap ile ölçülen daire ölçüm... |
| | naive | s. saf, bön, toy, tecrübesiz; denenmemiş. naively z. safça. naivete i. saflık, bönlük, tecrübesizlik.... |
| | expedition | sefer kesif heyeti veya seferi zor yolculuk sürat acele gönderme sevk |
|
|