 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | owe | f. borcu olmak, borçlu olmak; bir hissin etkisi altında olmak; minnettarı olmak.... |
| | homogenize | f. mütecanis hale getirmek; homojenize etmek; dövüp kıvamına getirmek. homogeniza'tion i. mütecanis hale getirme. hom... |
| | limb | i. yuvarlak bir sathın kenarı; açıları ölçmeye mahsus aletin derece işaretleri olan kenarı. upper limb of the moon ayı... |
| | disaffirm | (f). inkar etmek, kabullenmemek; (huk). reddetmek, cerhetmek, nakzetmek; (i). inkar, ret, iptal.... |
| | nostrings | (s.) şartsız.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | burcu | scent.... |
| | kireçli | limy. calcareous. mixed with lime. cretaceous.... |
| | alıkoymak | detain. keep from. keep. hold up. hold. delay. withhold. restrain. retain. check. constrain. deforce. disable. hinder. i... |
| | zayıf düşmek | to get thin. to get scrawny. to get weak.... |
| | para cezası | fine.... |
|
|
|
 |
|
 |
|