| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | pep | i., f. kuvvet, enerji; çeviklik, azim, şevk; f., up ile hareketlendirmek. pep pill amfetaminli hap. pep talk k.dili mo... |
| | ale | (i). bir çeşit bira.... |
| | observable | (s.) görünür; öIçüIür; izlenebilir; incelemeye değer, dikkat etmeye değer; görülür, ayırt edilebilir. observably (z.)... |
| | gag | i, argo şaka, latife; sahnede oyuncu tarafmdan uydurulup ilâve edilen şaka gag man i şaka ve espriler yazan kimse... |
| | phlegmatic ,- ical | s. soğukkanlı, ağır tabiatlı, sakin, kendine hâkim. phlegmatically z. soğukkanlılıkla.... |
| | slavophobe | i. islavlardan korkan adam.... |
| | unintelligible | s. anlaşılmaz.... |
| | attractability | (i). çekicilik, cezbetme kabiliyeti attractable (s). cezbedilir, cezbedilebilir.... |
| | vinestock | i. üzüm kütüğü, asma kütüğü.... |
| | top | üst tepe zirve doruk baş başın tepesinde bulunan saç tutamı çoğ bitkinin toprak üstünde kalan kısmı en yüksek derece en yüce yer den çanaklık spor topun tepesine vuruş en yüksek âlâ birinci derecedeki birinci sınıf top boot uzun potin top hat silindir şapka top'less üstü olmayan belden yukarısı çıplak top'most en üstteki at the top of his lungs bar bar avazı çıktığı kadar blow one's top argo tepesi atmak çıldırmak go over the top siperden çıkıp saldırmak beklenilenden daha çoğunu elde etmek off one's top kafadan çatlak kaçık on top zirvede başta en güç1ü başarılı on top of en tepede üstünde ilâveten ek olarak az kalsın nerdeyse on top of that hem de üstelik one thing on top of another üst üste birbiri üstüne over the top fazladan I'm on top of the world Dünyalar benim oldu |
|
|
|
|