 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | prosper | f. muvaffak olmak, başarılı olmak; muvaffak kılmak; gelişmek, büyümek, zenginleşmek, iyileşmek.... |
| | restriction | i. sınırlayan kural, şart, hudut sınırlama, kısıtlama, tahdit.... |
| | squeak | f., i. ciyak ciyak bağırmak; cırlamak; gıcırdamak (kapı, menteşe veya ayakkabı); (argo) sırrı açıklayarak ihanet etm... |
| | tangerine | i. mandalina, bot. Citrus reticulata.... |
| | prize | f., i. ganimet almak; zaptetmek; manivela ile kaldırmak veya açmak; i. ganimet (gemi). prize court savaş ganimetleri ma... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | Roma | Rome.... |
| | print | A printed publication, more especially a newspaper or other periodical.... |
| | evirmek | to change. to alter.... |
| | koşturmak | run. rush. to cause to run. to make run. to scurry. to buzz about. to rush.... |
| | hülyalı | dreamy. romantic. fanciful. moony.... |
|
|
|
 |
|
 |
|