eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-magnetic s. mıknatısi, mıknatıs özelliği olan, manyetik, mıknatısla çekilen; çok cazip, çekici (kimse); manyetizmaya ait. magnetic coil mıknatıs bobini magnetic field mıknatısın tesir alanı, manyetik alan. magnetic induction temas olmadan bir mıknatısın diğer bir madene tesir etmesi. magnetic needle pusula iğnesi, mıknatıslı ibre. magnetic north pusulanın gösterdiği kuzey yönü. magnetic pole bir mıknatısın iki kutbundan biri, mıknatıs kutbu; mıknatısi kutup, pusulanın işaret ettiği arz mıknatıs kutuplanndan biri. magnetic storm yeryüzünü çevreleyen manyetik alanda güneş etkisiyle meydana gelen ani değişiklik. magnetic tape teyp bandı. magnetic variation pu sula iğnesinin gerçek kuzeyden sapma derecesi. magnetically z. mıknatıs gibi; mıknaıtıs kuvvetiyle.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
TURKce englishTr > Eng21:47:58
kaşalotEng > Tr21:01:23
sweetnessEng > Tr11:04:27
a fractional moEng > Tr15:18:37
gerçek aşkTr > Eng15:17:49
seni tatlıTr > Eng15:17:25
seni tatlı şeyTr > Eng15:16:59
referrerEng > Tr21:52:00
referredEng > Tr21:51:40
şöçEng > Tr21:00:18
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
live-forever i. herdemtaze, bot. Sedum purpureum...

virgate i. değişebilir ölçüde (eski) bir ingiliz arazi ölçüsü....

redblooded (s.) mert, erkekçe....

government (i.) idari teşkilat, hükümet; yönetim, idare, hüküm; yönetme, hükümet sürme, idare etme; hükümet erkanı; memleket, devl...

prepossessing s. cazibeli, alıcı. prepossessingly z. cazibeyle....

auscultation (i)., (tıb). stetoskop ile dinleme; dinleme, kulak verme....

agnosticism (i)., (fels). agnostisizm , bilinemezcilik....

folicacid (biyokim). folik asit....

taste f .tatmak, tadına bakmak, çeşnisine bakmak; denemek; tadı olmak. taste blood galip gelmekten büyük bir zevk almak. tast...

fatalism kader ve kısmete boyun eğme tevekkül her şeyi kadere bağlama inancı fatalizm kadercilik

TürkçeEnglish
losyon lotion....

sürdürmek keep the ball rolling. continue. keep on. keep going. maintain. remain. carry on. keep up. go ahead with smth. elongate....

magma Any crude mixture of mineral or organic matters in the state of a thin paste....

feragat renounce. waiver. renunciation. abandonment. cession. abdication. abjuration. altruism. demise. denial. departure. relin...

raci Definition of who has the Responsibility, Accountability, and who must be Consulted and Informed with respect to specifi...

açıkgöz hardheaded. smart. wary. clever. shrewd. cunning. sharp....

havaalanı airfield. airport. aerodrome. air field. air port. terminal aerodrome....

fizyoterapi physiotherapy. physical therapy....

ayırmak separate. set apart. keep apart. assort. divorce. isolate. sort. split. sever. abstract. allocate. allot. allow. appropr...

barbar barbarian hellkite