 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | weak | s. zayıf, kuvvetsiz, mecalsiz, takatsiz; hafif, dayanıksız; metanetsiz; sebatsız; akılsız, şaşkın; eksik; hükümsüz; fot... |
| | lessee | i., huk. kiracı, kira ile tutan kimse.... |
| | distil | (f). (tilled, tilling) imbikten çekmek, taktir etmek, damıtmak; damlamak, süzülmek, imbikten çekilmek; bir fikrin özün... |
| | alphabet | (i). alfabe; unsurlar, esaslar. alphabet'ical (s). alfabe sırasına göre. alphabet'ically (z). alfabe sırası ile.... |
| | ooze | f. sızmak, sızıp akmak; dışarı sızmak, duyulmak (sır veya haber); sızdırmak, dışarı vermek.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|