 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | topical | s. konuya ait; tartışmalı; yöresel, mahalli, mevzii; güncel, günün meselelerine değinen; tıb. lokal. topical coloring ku... |
| | lounge | f., i. tembelce uzanmak veya yayılıp oturmak; aylakça vakit geçirmek, tembel tembel dolaşmak; i. şezlong, divan, sedir;... |
| | marabou | i. Batı Afrika ve Hindistan'da bir çeşit iri leylek, zool. Leptoptilos; bu kuşun yumuşak tüyü; bir çeşit ince floş; bö... |
| | vivid | s. çok parlak, canlı, berrak; hayat dolu; kuvvetli. vividly z. çok canlı bir şekilde. vividness i. parlaklık, canlılık.... |
| | bestud | f. kakma işiyle süslemek, kakmak; pullarla süslemek... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | tahmini | conjectural. approximate.... |
| | peridot | Creates feeling of protection, allowing heart to open Unblocks congestion Dispels fears, guilt, and depression Used to c... |
| | menü | menu.... |
| | ispiyon | informer. squealer. betrayer. fink. mark. rat. noser.... |
| | alelacele | in great haste. in a big hurry. head over heels. headfirst. posthaste. sharpish. whip and spur.... |
|
|
|
 |
|
 |
|