 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | dilapidate | (f). bakımsızlıktan harap etmek, tahrip etmek, kırıp dökmek; bakımsızlıktan harap olmak. dilapida'tion (i). harap olma,... |
| | cite | (f). delil olarak iktibas etmek, bir eserden bir bölüm aktarmak; mahkemeye celbetmek; çağırmak, davet etmek; bahsetmek,... |
| | inhabitancy | i. ikamet, sakin olma; mesken, ev.... |
| | toughminded | s katı, yeğin; çetin; çakırpençe... |
| | leading | (i.) kurşun ile kaplama veya bölme; kurşun çerçeve (pencere için); (matb.) satır aralarının anterlini.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | mübeşşir | forerunner.... |
| | önce | ago. back. before. firstly. initially. prior.... |
| | misil | like. equal. counterpart. multiple. mate. match. time.... |
| | atletik | athletic.... |
| | aygıt | apparatus. device. instrument. utensil.... |
|
|
|
 |
|
 |
|