 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | hamburg | (i.) Hamburg; bir çeşit kara üzüm; bir çeşit ufak tavuk; bir çeşit erkek şapkası.... |
| | alive | (s). sağ, canlı, hayatta, diri; şevkli, sevinçli, faal; heyecanlı; hassas, haberdar, uyanık, farkında. alive with be... |
| | lanate | (s.) yünlü, yün gibi.... |
| | mare | i. kısrak. mare's nest hava alma, boşa çıkan buluş; karman çorman durum. mare'stail i. atkuyruğu, bot. Hippuris vulgar... |
| | fruitful | (s). meyva veren, yemişveren, verimli, mahsuldar. fruitfully (z). verimli olarak. fruitfulness (i). verimlilik, bereket... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | oksitlenmek | to be oxidized. oxidize.... |
| | bakımlı | well-groomed. well-kept. snug.... |
| | yıkmak | batter down. blast. blow down. break down. confound. dash. demolish. destroy. do for. drag down. explode. extinguish. ho... |
| | boşboğazlık | idle talk. garrulity. indiscretion.... |
| | bunaltı | discomfort. distress. anxiety.... |
|
|
|
 |
|
 |
|