 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | skewer | i., f. kebap şişi; şişe benzer herhangi bir şey; saka kılıç; f. kebap şişine geçirmek; şişe dizmek; şişlemek.... |
| | vocalist | i. şarkıcı, okuyucu.... |
| | familiar | (s)., (i). aşina, bilen, malûmatı olan, haberdar olan; tanınan, bilinen; teklifsiz,mahrem, samimi; Lâubalî, arsız; (i). ... |
| | personate | f., (tiyatro) bir karakteri canlandırmak; huk. aldatmak amacıyle kendini başka bir şahsiyet olarak göstermek; bir diğe... |
| | stirps | i. (çoğ. stirpes) sülale, soy; huk. ilk ata. per stirpes mirasın eşit olarak gruptaki kimselere paylaştırılması.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | parmak izi | fingerprint.... |
| | put | To incite; to entice; to urge; to constrain; to oblige.... |
| | misina | fishing line.... |
| | gerinmek | stretch. to scretch oneself. to stretch oneself.... |
| | antikor | antibody.... |
|
|
|
 |
|
 |
|